'Seçil'miş Sanatçı İle Özel Röportaj

Gönül Yazar, nasıl 60'lı ve 70'li yılların müzik piyasasındaki taş bebeği ise, Seçil de 90'lı yıllarda popun Barbie bebeğiydi. "Uhde" şarkısı nedeniyle hala "Uhde Seçil" olarak anılan sanatçıya "Sadece Müzik" muhabirlerinden Turgay Suat Tarcan mikrofonunu uzattı. "Ayakta kalan müzik firmaları albüm olmasa da 90'lı yılların sanatçılarına bir single yapıp ne olacağını görebilirler." diyen Seçil artık ne yapıyor? Merak edenler bu satırlara buyursun...


TURGAY SUAT TARCAN: Büyük ihtimalle bu soru size çok soruldu ama Google arşivinde de görünsün diye soruyorum. "Uhde" klibinizin çekimlerinde bayılmıştınız ve bazı çevreler tarafından reklam yapmakla suçlanmıştınız. Olay nasıl gelişti? O günlere bir geri dönebilir miyiz?

UHDE SEÇİL: Hayır, sanırım yanlış hatırlıyorsunuz. Hiçbir şekilde reklam yapmakla suçlanmadım. Yani ben böyle bir şey hatırlamıyorum. Aralık ayında buz gibi soğuk suyun içinde 24 saat çalıştık bütün ekip... Yani bana eşlik eden dansçılar ve müzisyenlerle beraber... Onlar gerçi benden daha az etkilendiler, çünkü onların bacaklarında bütün çizme vardı; yani ayaktan başlayıp baldır üzerine çıkan çizme... Bende ise hiçbir şey yoktu. Çıplak ayakla zaten Aralık ayında Yere Batan Sarnıcı'nda soğuk olan suyun içine bir de kuru buz atıldı sis yaratmak için... Dolayısıyla bünye dayanmadı ve bayıldım. Akabinde de böbreklerimden rahatsızlandım ve tedavi gördüm ama tabii bütün bu yaşadıklarıma değdi ve çok güzel bir klip çıkardık ortaya.

TST: Aslında hatırlıyorum. Belki de siz hastanedeyken böyle bir dedikodu çıktı ya da toplum arasında yayılmış da olabilir. Her neyse, yine "Uhde" klibinizle ilgili bir soru sormak istiyorum, çünkü 90'lı yılların en büyük hitlerinden biriydi. Klip Yerebatan Sarnıcı'nda çekilmişti. Yine aynı günlerde Özlem Tekin'in "Aşk Her Şeyi Affeder mi?" klibi aynı yerde çekildiği için bu olay magazin gündeminde çok medyatik olmuştu. Halbuki kliplerin konsepti taklit denemeyecek kadar farklıydı. Siz bu karşılaştırmalar karşısında ne düşünmüştünüz?

SEÇİL: Evet, orayı ilk keşfeden yönetmenimiz Abdullah Oğuz‘du. Benden sonra orda çok klip çekildi; sadece Özlem Tekin değil... Taklit olmadığı sürece herkes aynı yerlerde klip çekebilir. Özlem’in klibi de çok güzeldi ama ne yalan söyleyeyim; kendi klibim diye değil ama benim klibim görsel açıdan çok daha güzeldi.

TST: Tom Hanks'in "Cehennem" filminde de Yerebatan Sarnıcı mekan olarak kullanıldı. Filmi izlerken aklıma sizin klibiniz gelmişti. Filmi izlediniz mi? İzlediyseniz neler hissettiniz?

SEÇİL: Hayır, maalesef izlemedim. Demek ki yurt dışında birinci gelmemiz işe yaramış. Fransa'da Uluslar Arası klip yarışmasında Türkiye'ye birincilik ödülü getirdiğim için oradan fark edilip Yerebatan Sarnıcı mekan olarak seçilmiş olabilir

TST: Jale, Hazal, Tayfun, Suna Yıldızoğlu, Muazzez Abacı, Erdal Çelik, Eda & Metin Özülkü, Reyhan Karaca, Ferda Anıl Yarkın, Yeşim Salkım gibi isimlerle beraber birçok şehirde konserler verdiğinizi görüyorum. Ama en çok Neşe Karaböcek ile çalışmaktan keyif aldığınızı hissettim. Yanılıyor muyum?

SEÇİL: Suna Yıldızoğlu’yla aynı tiyatroda oynuyoruz; Yalçın Özden tiyatrosunda... Ve Suna Abla'yla çalışmak çok büyük bir keyif... Bir kere çok eğlenceli bir kadın; komik ve esprili... Güzelliğine de ayrıca hayranım. Muazzez Abacı'yla hiç çalışmadım; bu da sanırım yanlış bilgi. Diğer isimlerle de Temmuz'un 3'ünden itibaren menajerim Hakan Eren’in ve Nur Öztürk’ün organizasyonuyla "Şimdi 90'lar" adı altında konser zincirimiz olacak. İlk ayağımız Bursa... 90'lardaki sanatçı dostlarımla tekrar bir arada olacağım için çok mutluyum. Biraz olsun o günlere döndürebileceğimizi düşünüyorum insanları... Tabii kendimizi de...

Neşe Karaböcek deyince; bende akan sular duruyor. Çocukluğumdan beri hayran olduğum tek idolüm... O benim öz annem olsa herhalde bu kadar çok severdim onu. Hep tanışmak istedim ama bir türlü aynı camiada olmamıza rağmen hiçbir programda ya da konserde denk gelmedik; karşılaşmadık. Hatta hep derdim ki: "Eğer bir gün ölürsem ve Neşe Karaböcek’le tanışmazsam gözlerim açık gidecek!" diye... Çok şükür ki 3 sene oldu onu tanıyalı... O da menajerim Hakan Eren’in sayesinde oldu. Ona bu konuda çok şey borçluyum. Ben Neşe Hanım'a "kanatsız meleğim" diyorum; o da bana "kızım" diyor. Onu çok seviyorum ve her gün Allah'ıma şükrediyorum onu tanıdığım için... Ve hep de şunu söylüyorum: "Tanımadan önce de çok seviyordum; tanıdıktan sonra daha da çok sevdim. Demek ki boşuna sevmemişim tanımadan!" diye... İşini son derece ciddiye alan, sahnesi mükemmel, sesi zaten tartışılmaz. "Neşe Karaböcek anlatılmaz yaşanır" diyorum.

TST: Aslında Muazzez Abacı ile sizin adınızı aynı afişte görmüştüm. Belki de farklı günlerde aynı yerde sahneye çıktınız. 90'lar projeniz beni heyecanlandırdı. Aklıma 70'li yılların sanatçıları ile kurulmuş "Eski Dostlar" grubu geldi. Benim gibi birçok 90'lar hayranı sizin gibi o döneme vurmuş sanatçılardan yeni albüm veya single çalışmaları bekliyor. Yeni çalışma olacak mı? Ama çoğunuzun artık klasik olmuş eski albümleri bile plak şirketleri tarafından basılmıyor. Halbuki tekrar basılsalar anında biterler. Hiç hak etmeyen birkaç ismin ise hala duruyor. Bu ambargoyu neye bağlıyorsunuz?

SEÇİL: Maalesef çok istediğim halde böyle bir çalışmam yok. Ne zaman olur onu da bilmiyorum. Belki bir gün bir mucize olur, yeni bir albüm yaparım. Ben her zaman "Allah'tan ümit kesilmez" derim ve olacağına da inanıyorum ama zamanını Allah bilir tabiî ki; her şey kısmet... Ayakta kalan firmalar 90'lara çok ilgi ve rağbet olduğunu gördükleri halde bizlere albüm yapmaya yanaşmıyorlar. Sanırım risk almak istemiyorlar. Haklılar mı? Kendilerine göre evet ama albüm olmasa da bir single yapıp deneyebilirler. Bir kişiye yapsalar içimizden; en azından ne olacağını görebilirler.

TST: Kendi kanatlarınızla uçmadan evvel Sinan Erkoç'un geri vokalistliğini yapmıştınız. Başka sanatçılar için de yapmış mıydınız? Yaptıysanız kimlerdi?

SEÇİL: Evet, Sinan Erkoç'un back vokalliğini yaptım 3 sene... Onun dışında Fatih Erkoç ve Sinan Erkoç'un "Brother Show"unda da ikisine birden vokal yaptım. Emrah’a da "Haydi Şimdi Gel Show" programında vokal yaptım ve birçok sanatçının da albümlerinde vokal olarak eşlik ettim. Rahmetli Adnan Şenses’ten tutun da Selami Şahin, Serdar Ortaç’a kadar... Hepsini saymıyorum çünkü çok zaman alır .

TST: "Uhde" şarkısı nedeniyle "Uhde Seçil" olarak anılıyorsunuz. "Ah Canım Vah Canım Ahmet", "Hello Ozan" ya da "Of Aman Nalan" gibi... Halbuki leopar desenli bir klip çektiğiniz "Rabbena" da büyük hit olmuştu. Ya "Rabbena Seçil" olarak anılsaydınız ne düşünürdünüz?

SEÇİL: Yok, o olmazdı çünkü dikkat ederseniz hep sanatçıların ilk çıktığı şarkılar isimlerinin önüne geçmiştir. Bu da soyadımızı kullanmadığımız için slogan söz olduğundan dolayı sanırım yakıştırılıyor sanatçılara... İlk zamanlar çok yadırgıyordum. İnsanlar adımla değil, Uhde Hanım diye hitap ediyorlardı. Çoğu zaman ben de "İsmim Seçil, Uhde değil!" diye kızıyordum bazen. Ama sonradan ben de alıştım sanırım bu duruma... Bir süre sonra baktım, ben de artık bir telefon ettiğimde bir yere "Ben Uhde Seçil" demeye başladım. Artık çok da garip gelmiyor bu durum bana... Demek ki şarkım çok sevilmiş ve benimle bağdaştırılmış ve öyle layık görüyorlar bana hitap etmeyi... Uhde’nin anlamı da sorumluluk olduğu için güzel bir anlam ifade ediyor ve ben de "Bu durumdan neden rahatsız olayım ki?" diye düşünüyorum artık.

TST: "Unutursun Gönlüm" klibinizde taş bebekten insana dönüşüyorsunuz. Klip fikri kimden çıkmıştı?

SEÇİL: Bu fikir sevgili Deniz Akel’in fikriydi tabii... Klibi çekeceğimiz zaman öncesinde yüz hatları bana benzeyen o bebeği o kadar çok aradık ki; bütün alışveriş merkezlerini ve porselen bebek satan her yeri talan ettik ve sonunda aradığımız bebek bulundu ve bir "ohh" çektik Deniz’le birlikte... O klipten sonra da bana "Popun Barbie Bebeği" denmeye başlandı. Bu da çok güzel bir şeydi tabii benim için...

TST: 90'lı yılların sanatçılarının yakaladığı sound gelişen teknolojiye rağmen yeni sanatçılar tarafından yanına bile yaklaşılamıyor. Sizce sebebi ne?

SEÇİL: Eski aranjörler sanırım daha yetenekli ve daha bilgililerdi. Yani en azından bu benim düşüncem... Şimdiki aranjörler teknolojiden faydalanıp işin kolayına kaçıyorlar ve yapılan bütün işlerin çoğu hemen hemen akustikten uzak... Bu yüzden de sound farkı ortaya çıkıyor.

TST: Şarkıcılığınızın yanı sıra oyunculuk da yapıyorsunuz. Hangi yapımlarda yer aldığınızı birkaç örnek olarak gösterir misiniz? Ve ufukta yeni bir dizi, tiyatro ya da film projesi var mı? 

SEÇİL: Şimdilik tiyatroda oyunculuk yapıyorum. Zaten bir oyuncunun esas pişmesi gereken yer tiyatro bana göre... İşin mutfağı gibi görüyorum ben tiyatroyu. Hiç dizi ve sinemada oynamadım ama onların da zor olduğunu biliyorum; saatlerce süren çekimler, setler, vs. Çevremdeki oyuncu arkadaşlarımdan öğreniyorum tabii ama tiyatro bana göre daha zor... Bir kere ezberinizin çok kuvvetli olması gerekiyor. Repliğinizi unuttuğunuz takdirde doğaçlama yeteneğinizin olması da şart... Bunlar olmadı mı bütün oyunu yerle bir edebilirsiniz. Öyle dizi ya da sinemada olduğu gibi "Dur, tekrar bu sahneyi oynayalım" deme şansınız da yok. Kendimi çok şanslı sayıyorum çünkü Yalçın Özden gibi bir ustayla birlikte çalışıyorum ve ondan çok şey öğreniyorum. Dizi ya da sinemada yer almayı çok istiyorum tabii... Güzel ve kaliteli bir proje olursa neden olmasın? Yeteneğime de güveniyorum bu konuda... İnşallah bir gün o da olur.

TST: Bize zaman ayırdığınız için "Sadece Müzik" ekibi adına çok teşekkür ederim.

SEÇİL: Rica ederim.

NOT: Bu röportaj 21.06.2017 tarihinde www.sadecemuzik.net adresi için yapılmıştır. Kaynak gösterilmeden ve izinsiz kullanımı yasaktır. 

Hazal ile yaptığımız keyifli röportaj için tıklayınız

 

SİZDEN!

...

Aykut BALCI yazdı

Tanıtım

WHAT DA FUNK'IN YILDIZLAR GEÇİDİ ALBÜMÜ: WDF1 iTunes'da En Çok Ön Sipariş Edilen Albümlerde 1. Sıraya Yerleşti!

"Guns`N`Roses dinlediğimde içimde gereksiz bir neşe oluşuyor."
JAMES HETFIELD

Tarihte Bugün