Volkan Erdoğan

BEN BASKETBOL AYAKKABISI ALACAĞIM PARAYLA BİR ANDA FİKİR DEĞİŞTİREREK BİR GİTAR ALDIM KENDİME, BÖYLE BAŞLADI MÜZİKLE OLAN HİKAYEM!

2017 yılına hızlı girdik ve röportajlarımız devam ediyor... Volkan Erdoğan Aykut Balcı'nın sorularını "sadecemuzik.net" için cevapladı.


Geçtiğimiz yıl ilk albümünüz ‘Çöldeki Defne’ tüm müzik marketlerde yerini aldı. Artık sizi yeni albümle birlikte tanıyoruz ama ilk kez görenler için sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Gitar çalmaya 14 yaşında başladım. O yıllarda Yavuz Çetin ile birlikte Hard Time Passanger, 102. Sayfa, Horizontal gibi gruplarla çeşitli konserler veriyorduk. Ardından çeşitli barlarda profesyonel olarak çalmaya devam ettim. Üniversite yıllarından sonra müzikten bir ölçüde profesyonel anlamda koptum. Bir kaç yıl önce müziğe tekrar dönerek bestelerimi bir albümde toplamaya karar verdim. Altyapıları çok sağlam alternatif bir pop rock havası taşıyor "Çöldeki Defne" albümü. Benim çok inandıgım bir şey var ki, şarkılara dinleyiciyi etkileyecek bir kaç çengel koyarsanız dinlenmesi o düzeyde artıyor. Genelde beste yaparken buna dikkat ediyorum. Mutlaka insanlarda güzel duygular uyandırması benim için önemli. Müziği yapma nedenim, erdemleri canlandırarak insanlara iyilik mesajları vermek. Albüm çıktıktan sonra bir çok kişiden facebook vb. kanallardan özel takdir mesajları alıyorum. Bu gerçekten çok hoş. Bu emeğimin boşa gitmediğini gösteriyor. Tabii kitlelere daha çok ulaşmasını isterdim ancak Türkiye`de maalesef ne insanımız ne de sektörün etkili isimleri müziğe ve sanata bir misyon gözüyle bakmıyor. Belki de hiç düşünmüyorlar ama sanatın olmadığı yerde ne estetik, ne vizyon , ne de diğer insani hisler yeterli oranda gelişir. Umarım toplumumuzu ileri taşıyacak eserler  ve sanat kulvarları bir an önce açılır ve çocuklarımız bunun getirdiği medeni ortamda büyürler.

 

Müzik ile tanışmanız çok eski diye biliyorum. Müzikle nasıl tanıştınız? Bunun bir hikayesi var mı? Aileniz size nasıl destek oldu?

Bu biraz tesadüf biraz da girişimcilik ruhumla alakalı. Aslında Galatasaray lisesinde okurken müzik dersim ilk dönem zayıf gelmişti. Ailemizde müzikle uğraşan kimse olmadığı için insanın böyle bir fırsat yaratması pek kolay olmuyor. O zamanlar İstanbul`da kaliteli enstrümanlar nerelerde satılır bunu bile çok az kişi bilirdi. Ben basketbol ayakkabısı alacağım parayla bir anda fikir değiştirerek bir gitar aldım kendime, böyle başladı müzikle olan hikayem. Fakat gitar çalmayı o kadar cok sevdim ki gitarımla uyuduğumu bilirim. Daha sonra beni gören arkadaşlarım da enstrümanlar alarak çalmaya başladılar. İnsan bir enstrüman çalmaya başlamadan her türlü müziği dinleyebiliyor. Ben de gitar çalmazdan önce Ajda Pekkan`dan başlayarak bir çok pop şarkıcısına kadar dinlerdim çocukluk yıllarımda. Ama gitar çalmaya başladıktan sonra dinlediğiniz müzikler de gelişiyor. Türkiye`den özellikle Ortacgil, MFÖ ve Fikret Kızılokun etkisi bende çoktur. Bu müzisyenlerin şarkılarındaki derinlik de sanırım halen hiçbir grup veya şarkıcıda pek yok.

 

Sizi ilk olarak bir radyo istasyonunda duydum ve çok beğendim. ‘Çöldeki Defne’ parçanız gerçekten günümüz çağından çok farklı olmuş, ilk duyduğumda tekrar tekrar dinleme isteği uyandırdı. Albümünüzde de çok başarılı isimlerle çalıştığınızı görüyorum. Biraz albümün hikayesini dinleyebilir miyiz sizden?

Albümü yaparken çok önemli teknik ve profesyonel insanlarla çalıştım. Hepsiyle birlikte olmak büyük bir mutluluk. Konuya 360 derece bakabilen çalışma arkadaşlarım oldu. Gene ud, keman ve diğer yaylı çalgıları tanınmış müzisyenler çaldı . Önce bir bestemi yapma düşüncesiyle başladım. Ancak stüdyo aşamasında iyi sonuç alınca tüm albüme cesaret ettim. Belki bir de bu süreçte yaşadığım bir duygusal yoğunluk sebebiyle şarkı besteledim, bunun da etkisi vardır. Benim şarkı bestelemem için mutlaka bir duyarlı dönemden geçmem gerekiyor. Aksi takdirde pek mümkün olmuyor. Birkaç yıl gitarı elime hiç almadığımı bilirim. İş hayatında insanın bazı değerleri köreliyor. Ancak şarkı bestelemek de çok uzun süre sürdürülebilir bir durum değil. O duyarlı yaşam tarzını sürdürebilmek gerçekten zor. Tekrar beste yapabilmek albüm yapabilmek büyük bir haz. Bundan kaç yıl önce hatırlamıyorum. Boğazda vapura binmiştim. O gün farkettim ki ben 6-7 yıldır arabadan hiç inmemişim veya boğaz hattı vapuruna hiç binmiyorum. Aynı orda yaşadığım zevk gibi bir süreç yaşadım bu albümü çıkarırken. Senin söylediğin gibi dinleyenler de özellikle bir kaç kez dinledikten sonra çok beğenerek dinlemeye devam ediyorlar. Kolayca tüketilesi şarkılar değil.
 


 

İlk albümüz ile ilgili geri dönüşler nasıl oldu? Çünkü gördüğüm kadarıyla biraz para kaygılı bir iş yapmamışsınız, popüler olmayan işler ülkemizde maalesef çok ilgi görmüyor. Bu açıdan baktığımızda neler söylemek istersiniz?

Bu çok doğru. Şimdi besteci tarafından bakarsak şarkılar sanki çocukları gibi. Bunları stüdyoda kaydedip üretim kısmı bittikten sonra birileri ona iyi karne verir diye düşünüyor. Geceli gündüzlü çalışmıssınız ne de olsa. Dinleyenler de beğeniyor, tabii bundan sonra şarkıların dinleyicilerle buluşması lazım. Özellikle radyolarda ve TV`lerde çalınabilmek için herhangi bir formül yok ünlü değilseniz. Belki radyolarda tanınmış kişileri çalıyorlar, haklılar ama bu kadar pop ve cıstak kültürü hakim olursa ileride insanımızda büyük bir yozlaşma başlayabilir. Müzik hassas bir konu ve burada ticari kaygıların bırakılması lazım bir yerde. Devletin koyduğu herhangi bir regulasyon da yok. Yani kalitelinin tarifi belli değil. Sanat etkilemek , impact`tir aslında, bir kişiyi bulunduğu yerden alıp başka bir tarafa götürmek. Bunu yapabilen insanlara ve projelere ihtiyacı var Türkiye`nin.

Yeni single çalışmanız için stüdyoya girdiğinizi biliyorum. Biraz yeni single ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Bu da çok beğenilen bir şarkım. 2 farklı versiyonda yapıyorum. Radyolara hitap edecek ve Rock versiyonu düzenleme ve enstrümanların stüdyoları bitti. Vokal kaydı yapıp ilerleyeceğiz. Gene hikayesi olan bir şarkı, kırık bir aşk hikayesi. Bakalım nasıl tepki görecek. Ama artık Rock FM`de kapandı. Umarım tarzı daha fazla radyo programını yakalar.

 

‘Çöldeki Defne’ albümünde tüm şarkıların söz ve bestesi size ait. Kendi bestelerini yapan sanatçılar sanki diğerlerinin arasından sıyrılıyor. Siz de beste yapabilme yeteneğine sahipsiniz. Gelecekte diğer sanatçılara beste vermeyi düşünüyor musunuz?

Pek vermeyi düşünmem, insanın çocuğunu evlatlık vermesi gibi geliyor bana. Ama tabii ona gelir de biri benle tahmin demeyeceğim ufuklara açılabilir bu çocuk derse, içim acıya acıya veririm. Şaka bir yana böyle bir ihtimal olabilir. Geçenlerde ünlü bir sesle konuşmamız oldu. Eğer yeni şarkılar yapabilmeye devam edersem ve bunlara uygun ve isteyecek celebirity`ler olursa neden olmasın.

 

Verdiğiniz bir röportajda "Amatör müzik yapan herkes bir gün mutlaka profesyonelliğe adım atmayı denemeli" demiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?

Bunu şu manada söyledim. Etrafımda iş hayatından arkadaşlarım var. Herkes bir şekilde iş hayatının ve hayatın monotonluğunu atmaya çalışıyor. Kimi bunu ülkeleri gezerek yapıyor, kimi tatile çıkarak vb... Burdan baktığımızda aslında en güzel şey üretmek. Ben şimdi düşünüyorum mesela bu albüme harcadığım zamanı dünyayı gezmeye harcayabilirdim. Ama kesinlikle şarkı üretmenin hazzını bana veremezdi. Esasen bundaki temel prensip üretip insanlarla paylaşmak, insan başka şeyler arasa da bundan daha fazla kendini mutlu eden bir şey bulamaz.

 

Uzun bir süre müziğe ara verdiğinizi söylediniz. Uzun bir süre müziğe ara vererek BP ve Volvo gibi uluslararası şirketlerde yöneticilik pozisyonunda çalışmışsınız. Yönetici olarak çevrenizden gelen tepkiler nasıl oldu?

Çoğu kişi böyle bir geçmişim olduğunu bilmiyordu. Şaşırdılar ve çok etkilendiler. Onlara da hayallerini gerçekleştirmek ile ilgili bir örnek oluşturmuşumdur umarım. Tabii sanatla uğraşan insanlarda ayrıca bir samimiyet, iyi niyet ve doğruluk gibi erdemlere sahip çıkma artar. Bu nedenle profesyonel olarak müzik yapmalarını öneriyorum veya sanatın başka bir koluyla uğraşmalarını. Ancak şöyle de bir gerçek var. Benim çevremde bile bir albüm yapmanın bir şarkı bestelemenin nasıl bir süreç olduğunu tahmin edemeyen insanlar var. Mesela facebook sayfanızda bir yere gittiğinizde yediğiniz bir yemeğin aldığı like sayıları, bir radyo röportajınızdan daha fazla olabiliyor. Bu anlaşılması zor bir durum. Birgün umarım ülkemizin başına batılı ülkelerde gördüğümüz gibi sanatla ugraşmış biri gelir de, bu işlere el atıp düzeltir.
 


Dinlemekten en çok keyif aldığınız yerli ve yabancı sanatçılar kimler?

Bir çok var. Bu daha önce de soruldu ama şimdi düşünerek hepsini söyleyeyim. Türkiye`den MFÖ, Ortaçgil, Model, Kargo, Manga, Yavuz Çetin, yurtdışından oldrock`ların çoğu özellikle Pink Floyd, Toto, System of a down, Jethro Tull, Eagles, Dire Straits, Depeche Mode, Suede, Chemical Brothers ilk aklıma gelenler

 

Son olarak dinleyicilerinize söylemek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Sanata sanatçıya sahip çıksınlar ve seçici olsunlar. Eğer dinleyici seçici olursa müzikte kalite artar ve daha medeni bir ortamda yaşarız.

 

SİZDEN!

...

Aykut BALCI yazdı

Tanıtım

WHAT DA FUNK'IN YILDIZLAR GEÇİDİ ALBÜMÜ: WDF1 iTunes'da En Çok Ön Sipariş Edilen Albümlerde 1. Sıraya Yerleşti!

"Ünlü bir şahsiyet gibi değil, müzisyen olarak yaşıyorum."
ŞEBNEM FERAH

Tarihte Bugün