'Gürol Ağırbaş - Bas Şarkıları 3' Albüm İncelemesi

Gürol Ağırbaş, şarkılarda hakiki enstrüman sesi duymak isteyen, albüm kartonetlerini okumayı seven dinleyicilerin yakından tanıdığı değerli bir müzisyendir. Yıllarca albüm ve sahne çalışmalarında sadece enstrümanist kimliğini değil, besteci ve aranjör yönünü de sergilemiştir. Bunlardan en akılda kalıcı olanı ise hiç şüphesiz Demet Sağıroğlu’nun Arnavut Kaldırımı isimli eseridir. Enstrümanist olarak da bas gitarıyla özdeşleşmiş, çıkardığı “Bas Şarkıları” albümleriyle başrol oyunculuğuna taşıdığı bas gitarın müzikte iskelet görevi gören bir enstrüman olduğunu unutmamamız gerektiğini vurgulamıştır. İşte bu seri halinde çıkan bas gitar albümlerinin üçüncüsü, 20 yıllık bir aranın ardından “Bas Şarkıları 3” ismiyle ve Ada Müzik etiketiyle tekrar karşımıza çıktı.

Albümün kartonetinin ilk iki sayfası Gürol Ağırbaş’ın albümle ilgili duygularını kaleme aldığı bir yazıya ayrılmış. Yazıda albümün çıkış noktasından ve albümde yer alan şarkılardan birer ikişer cümleyle bahsetmiş, ayrıca birlikte çalıştığı müzisyenlere ve anne – babasına teşekkürlerini sunmuş. Fiziksel albüm satışlarının düşüşe geçmeye başladığı yıllardan beri kartonetlerde pek fazla görmeye alışkın olmadığımız önsöz niteliğindeki bir yazıya rastlamak sevindirdi diyebilirim.
Önceki iki albüme nazaran bu albümde sözlere ve vokallere daha fazla yer verildiğini görüyoruz. Gürol Ağırbaş albümde yer alan 10 parçanın beste ve düzenlemelerini yapmakla kalmayıp, bu 10 parçadan 4’ünün de sözlerini yazmış ve ek olarak bir parçada Ömer Hayyam’dan alınan dizelere iki dize eklemiş. Hüsnü Arkan, Jehan Barbur ve Bülent Ortaçgil de birer parçaya söz yazarı olarak katkıda bulunmuş. Kalan iki parça da enstrümantal olarak hazırlanmış. Vokallerde Birsen Tezer, Bülent Ortaçgil, Hüsnü Arkan, Ceylan Ertem, Şevval Sam ve Elif Çağlar Muslu’nun isimleri göze çarpıyor.
Albümün açılış parçası “Derun”a Birsen Tezer, Ceylan Ertem, Elif Çağlar Muslu ve Jehan Barbur adeta “kadınların gücü” diyerek sesleriyle hayat vermiş. Yarattıkları sinerjiye Sinan Cem Eroğlu da kavalıyla eşlik edince albüme harika bir başlangıç yapılıyor.

“Derun”un hemen arkasından gelen “Sevda Eskisi”ni dinlerken akıllar düzenlemelerini yine Gürol Ağırbaş’ın yaptığı “Öyle Bir Rüya”ya gidiyor. Hüsnü Arkan ve Birsen Tezer, yağan yağmurun havayı yumuşatırken verdiği hissi veren bir ikili. Onların buluştuğu şarkılarda insanın ruhunun temizlendiğini hissetmemesi mümkün değil.

Ceylan Ertem’in sesiyle konuk olduğu üçüncü parça “Renklendi Kokular” az ama öz sözle kendisini açık bir şekilde ifade eden bir eser. “Bir çiçek yağmuruna tutuldu sanki çimen” dizesi Ömer Hayyam’dan alınırken, Gürol Ağırbaş’ın “Ah kış ortasında renklendi kokular etrafımda” dizesini yazmasıyla karma bir dörtlük ortaya çıkmış. Ceylan Ertem’in sesinin El Adamı, Düşmedim Daha, Sevda, Denize Doğru gibi daha önce söylediği eski şarkılardan daha çok bu şarkıya yakıştığını düşünüyorum.

Dördüncü parça “Hal’den Hale”de Jehan Barbur’un kendi yazdığı sözleri seslendirerek duygu aktarımını eksiksiz biçimde gerçekleştirmiş. Şarkının asıl halden hale geçişi ise Akın Eldes’in elektrik gitarıyla devreye girdiği anlarda yaşanıyor.
Albümde tamamen enstrümantal olan iki besteden ilk olarak “İlayda Şarkısı” ile karşılaşıyoruz. Bas şarkıları ruhunu notalarla zenginleştiren 4 dakikalık bir müzik ziyafeti ile 5’te 5 yaparak albümün yarısına gelmiş oluyoruz.
Altıncı şarkının gelmesiyle birlikte kartoneti de çevirdiğimizde albümün merak uyandıran bir başka ismi Şevval Sam karşımıza çıkıyor. Bugüne kadar halk müziği, arabesk, sanat müziği, latin müziği gibi farklı türlerde şarkılar söyleyerek gösterdiği çok yönlü ve uyumlu tarafını bu albümde de sürdürmüş. Albümün konseptinden dolayı sadece bas gitara odaklanmayalım diye şarkının ortasında Gürol Ağırbaş’ın 45 saniyelik bir piyano resitali de başka bir renk katmış.
Jehan Barbur’un albümde ikinci kez sahne alışı, parçanın sözlerini yazan Bülent Ortaçgil’le düet yaptığı “Yüzsekiz” ile gerçekleşiyor. “Yüzsekiz”in ilk versiyonu daha önce sadece Bülent Ortaçgil’in yorumuyla “Bas Şarkıları 2”de yer almıştı. Şarkının ilk versiyonuna alıştıktan sonra ikincisini dinlerken kulağa bir şeyler eksikmiş gibi geliyor. İlkinde vokali ve kopuzuyla harikalar yaratan Erkan Oğur’un olmaması sanki şarkının yüzde 50’sini alıp götürmüş.
Bir sonraki şarkı olan “Alaturka Bossa” da aynı “Yüzsekiz” gibi yeniden düzenlenip seslendirilmiş. Daha önce 2009’da çıkan “Aşk’ın Halleri” albümünde Zuhal Olcay’ın, bu albümde ise Birsen Tezer’in sesinden dinlediğimiz şarkının geçmişi daha da eskiye, 15-16 yıl öncesine dayanıyormuş. Zuhal Olcay versiyonu tüyleri diken diken eden, dayak yemiş gibi hissettiren, etkisini bittikten sonra da hissettiren inanılmaz bir eserdi. Birsen Tezer’in Zuhal Olcay’dan aşağı kalır yanı yok; en derinlerden çıkıp gelen bir içlilikle söylemiş. Düzenlemesi de Tarık Aslan’ın erbanesiyle yaptığı katkıyla zenginleşmiş. Daha şarkı bitmeden albümün en iyisi olduğuna kanaat getirdim.
Albümün sonuna adım adım yaklaşırken sondan bir önceki parça “Dilemma” ile ilgili Gürol Ağırbaş şu yorumda bulunmuş: Annem dedi ki bir de şarkı söyleyebilseydin… Çok yaşa e mi! Ben de denedim hatıra olsun... “Dilemma”. Onu mikrofon başında görmeye alışkın olmayan müzikseverlere çok güzel bir sürpriz olmuş.

Albüm, baba ve oğullarının buluştuğu “Koşan Çocuk” parçası ile muhteşem bir kapanışa imza atıyor. Baba Salim Ağırbaş’ın 1972’de yaptığı kayıtlardan kalan davul ataklarıyla açılan şarkının devamında oğulları Gürol ile Birol ipleri eline alıyor ve böylece müzisyenliğin genlere nasıl da ilmek ilmek işlendiğine şahit oluyoruz.
İlk iki albümün prodüktörü Naci Bayşu’nun “Bu albümü ilk yaptığım zaman millet dalga geçti benimle. O zaman herkes ticari işlere bakıyordu; ama bu albümün bana kazancı manevi olarak trilyondur. Bu albümden sonra bütün müzisyenler bana saygı göstermeye başladı.” diye belirttiği Bas Şarkıları serisi, 1995’te başlayan bu yolculukta üçüncü albümüyle birlikte sadece yeni nesli yakalamakla kalmayıp, genç müzisyen ve müzisyen adayları ile müzik kültürünü geliştirmek isteyen dinleyiciler için önemli bir referans olacak.

Arda Akdeniz

Röportaj

”ÖLECEKSEK SAHNEDE ÖLÜRÜZ!...”

Korkmadık çünkü halkımızın acılarını paylaşmak için oradaydık. Öleceksek sanat ve halk uğruna ölecektik, hepsi bu...

Turgay Suat Tarcan, ARPAK KARDEŞLER grubundan EKREM ARPAK ile dobra dobra bir röportaj yaptı.

Barış Manço 7'den 70'e Türk müziğinde özlemle andığımız sanatçılardan biridir. Türkiye için gerçekten çok özel bir yeri vardır. Yaşadığı dönemde yaptığı eserleri, Tv programları, röportajları hala büyük bir keyif ve zevkle izlenmektedir. Barış Manço çok özel bir sanatçıydı. Özel olduğu kadar son zamanlar içerisinde onun gibisi gelmedi diyebiliriz...

Albüm

Her projesinde farklı ve yenilikçi işlere imza atan sanatçı Can Bonomo, ''Ruhum Bela'' isimli 5. albümünü Avrupa Müzik markasıyla dinleyicilerin beğenisine sunuyor.

Galeri Haber

 
Gwen Stefani 3 Ekim 1969 yılında Kaliforniya’da dünyaya geldi. Babası, Dennis Stefani, İtalyan asıllı bir Amerikalıdır. Annesi Patti Flynn ise İrlanda-İskoç melezidir. Gwen'in bir kız kardeşi; Jill Stefani, ve iki erkek kardeşi vardır; Eric Stefani ve Todd Stefani.
 

Aykut BALCI yazdı

Özel Haber

Tanıtım

Halil Sezai’nin bu yıl kurduğu ve üretim merkezi olarak tanımladığı KaYıP Müzik’in ilk projesi hayata geçti. Umut ve Soner isimli 19 yaşındaki iki yetenekli genç müzik dünyasına “Boşver” adlı şarkılarıyla merhaba diyor.

"Müzik öyle bir denizdir ki, ben paçaları sıvadım hala içine giremedim"
DEDE EFENDI

Teknoloji

Gücü her geçen gün artan sosyal medya, özellikle ünlüler ve sevenleri arasında cok büyük bir köprü kurmuş bulunmakta.

Magazin

Los Angeles merkezli Buzznet isimli internet sitesinin gerçekleştirdiği ‘dünyanın en güzel kadını’ oylaması sonuçlandı.

Tarihte Bugün

Mabel Matiz dünyaya geldi. (1985)

İçeriği ve reklamları kişiselleştirmek, sosyal medya özellikleri sunmak ve trafiği analiz etmek için çerezler kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız Çerez Politikası.